MİMİKRİ ENSTİTÜSÜ

TEMEL

Doğadaki her tür canlının gereksinim ve sıkıntıların üstesinden gelme yöntemleri, araştırmacıları ve tasarımcıları metot ve dizayn arayışında doğadan öğrenmeye ve taklit etmeye sevk etmiştir. İlk kez 1969’da Amerikalı biyofizikçi mühendis ve mucit Otto Schmitt tarafından dile getirilen ve Latince “biyo” (yaşam) ile “mimesis” (taklit) sözcüklerinden oluşan “biyomimikri” kavramı da; karşılaşılan ihtiyaç ve sorunların çözümünde yaşam formlarını taklit edip doğadan esinlenerek tasarım ve strateji geliştirilmesini ifade etmektedir. Bir terim olarak literatüre ilk yansıması ise doğa bilimleri yazarı Janine Benyus tarafından kaleme alınıp 1997’de yayımlanan “Biomimicry: Innovation Inspired by Nature” (Biyomimikri: Doğadan İlham Alan İnovasyon) başlıklı kitabıdır. Modern biyomimikri biliminin kurucusu kabul edilen Benyus, yaklaşımını söyle ifade etmektedir: “Biyomimikri; ana fikirden geliştirip üretmeye ve değerlendirmeye dek tasarımın her aşamasında tabiatın öğütlerini aramaktadır.”

Doğanın prensiplerinden yararlanan biyoloji gibi daha pek çok bilim dalı arasında köprü olmanın yanı sıra biyomimikrinin kendisi de bir bilim dalı olarak her gün daha çok kabul görmekte ve akademik çapta disiplinler-arası çalışmalarla da öne çıkmaktadır. Gördüğü artan ilgi dolayısıyla, bu alana yönelik çok sayıda bilimsel toplantı, forum ve akademik yayın gerçekleşmekte ve birçok üniversite bünyesinde araştırma, mühendislik veya tasarım bölümleri, merkezleri ve enstitüleri kurulmaktadır. Yaşamın ve medeniyetin sürdürülebilirliği için doğadan esinlenmenin gerekliliğini esas alarak araştırmacılara ve tasarımcılara ilham verip rehberlik eden biyomimikri ile birlikte biyonik, biyomimetik, biyomekanik, biyotasarım, organik tasarım vb. alanların hepsinin özündeki ana tema “doğadan öğrenme” olarak karşımıza çıkmaktadır. Doğanın dehası ile farklı bakış açıları sunarak ufuk açarken eşsiz vizyon ve yenilikçi fikirler sağlayan biyomimikride “esinlenme” yalnızca biçimle ilgili olmayıp materyal, yapı ve fonksiyon anlamında da mümkün olabilmektedir.

Doğada incelenen modellerden esinlenip farklı konularda kısmen veya tümden taklit edilerek tasarlanan her tür alet, düzenek ve sistemlerin geneli için “biyomimetik” ifadesi kullanılmaktadır. Yansımaları ise geleceğin dünyası şimdiden tasarlanırken; sağlık, bilim, sanat, endüstri, mimari, teknoloji, nano-teknoloji, yapay zekâ, robotik, ulaşım, savunma gibi birçok alanda görülmektedir. Bugün biyomimikri metodolojisi ile ürün, çözüm ve strateji geliştiren uzmanların ortak yanı; doğanın tasarımlarına saygı duyarak inceliklerini özenle araştırıp ulaştıkları bulguları insanların ihtiyaç ve sorunlarının çözümünde kullanmak üzere ilham almalarıdır. İnsanlığın, eşsiz bir fikir kaynağı ve aynı zamanda bilge bir akıl hocası olan doğadan model, ölçü, metot olarak öğrendiği ve öğreneceği çok şey vardır. Bu anlamdaki gelişmeler de son yıllarda çok daha sık görülmekte, gün geçtikçe keşfedilip çözülen yeni kodlarla insanlığın doğaya hayranlığı daha da artmaktadır.

“Doğadan ilham alan inovasyon” olarak da bilinen mimikri, ilham ve taklitten ibaret olmayıp; “formu veya fonksiyonu taklit”, “doğadaki süreçleri taklit”, “doğadaki sistemleri taklit” şeklinde üç değişken üzerinden tanımlanmaktadır. Doğadan ilham alırken içindeki formları, süreçleri, döngüleri ve sistemleri kılavuz edinen biyomimikri; bütün yaşam formlarına saygı çerçevesinde insanlığın güncel sorunlarının çözümünün de doğada bulunduğu inanışını ihtiva etmektedir. Örneğin “sürdürülebilirlik” doğanın tam da ihtisas alanı olup içinde her ne varsa hiç sapmayan ve aksamayan bir düzen içinde sürekli dönüşmektedir. Bu süreçler sayesinde sayısız yaşam formu, varlığının ve türünün devamlılığını sağlayabilirken; bilim insanları, mühendisler, tasarımcılar, sanatçılar hatta siyasetçiler için de muazzam bir model ve ilham kaynağı açığa çıkmaktadır. Tüm zamanların en iddialı sanat eseri, en kapsamlı ar-ge laboratuvarı olan doğa milyarlarca yıldır tüm form, süreç ve döngülerini geliştirip ideal şartlarda sürdürürken, insanlığın en basitinden en sofistike olana her tür gereksinim ve sorunun çözümü için doğaya bakması son derece doğaldır.